| Bir Hareketin Liderliğini Yapan Türk'ü Eleştirenler ve Onu Karalayanlar Var |
|
|
| New York Times | |
| 12.06.2010 | |
|
SAYLORSBURG, PENNSYLVANIA — Verimli çiftlik topraklarının birden Pocono Dağlarının eteklerindeki büyüleyici güzelliğine yol verdiği kuzeydoğu Pensilvanya'da Türkiye'nin en etkili insanlarından biri sessizce yaşamını sürdürüyor. Aynı zamanda en tartışmalılarından biri. Kendisinden büyük bir saygıyla bahseden sevenleri Fethullah Gülen'i (69) tatlı dilli bir Müslüman vaiz, yazar ve öğretmen olarak tanımlıyor. Georgetown Üniversitesi'nde bir profesör olan ve Gülen üzerine çalışmaları bulunan John L. Esposito, Gülen'i karşılaştırabileceği tek kamuoyunda bilinirliği olan kişinin Dalai Lama olduğunu söylüyor. Gülen'in konuşmaları, barış ve hoşgörü, ABD-Türkiye ilişkilerinin güçlülüğü ve serbest pazar ekonomisinin önemi üzerine. Yakın geçmişte bir söyleşide dediği gibi "Gerçek İslam'da teröre yer yoktur" gibi şeyler söylediğinde Batılı yöneticileri yüreklendiriyor. Hem eski Dışişleri Bakanı Madeleine K. Albright hem de onun seleflerinden biri olan James A. Baker III, Gülen'le ilişkili grupların faaliyetlerinde konuşmalar yapmış ve demokrasi ve diyalogu savunmasını övmüşlerdi. Ancak kötüleyenleri onu daha karanlık bir açıdan görüyor. Gülen'in son derece milliyetçi taraftarlarının Türkiye'de güçlü konumlara geldiğini ve belki de gizli bir amaç güttüklerini söylüyor. Uzun süredir laik olan ve şimdi İslam-dostu bir hükümet tarafından yönetilen Türkiye kendisini İsrail, Irak ve İran'la olan ilişkilerde temel bir aktör olarak konumlandırarak daha büyük bir küresel role soyundukça, kamusal alanda dinin yeri üzerindeki hararetli iç gerilim daha çok ilgi odağı haline geliyor. Gülen, Türkiye'nin Müslümanların geleneksel değerlere karşı güçlü bir darbe olarak gördüğü ancak laiklerin modernizasyon için kaçınılmaz olduğunu düşündüğü ve yaklaşık yüzyıl önce Kemal Atatürk zamanında gerçekleştirilen laikleştirilmesine karşı ağır-çekim ancak güçlü bir tepkinin bir bölümünü temsil ediyor. Gülen'in yaklaşımı, bir anlamda, geleneksel ve modern olanı harmanlamaya çalışıyor. Kendisi ve yaklaşık bir düzine taraftarı ile ziyaretçiler için modern konaklama yerleri, bir buluşma salonu ve turuncu sazan balıklarıyla dolu pırıl pırıl bir göletin olduğu 25 arlık (10 hektar) kırsal bir barınakta eğreltiotları ve mavi ladin ağaçlarıyla dolu bir sığınakta yaşıyor. Sağlık sorunları olan Gülen bu pastoral mekandan çok nadir ayrılıyor. Klasik Türk yemeğinden oluşan bir öğle yemeğinde konuştuğumuz ısrarlı bir şekilde alçakgönüllü, bir kasaba imamının oğlu olan Gülen, sahip olduğu etkiye haiz olacak bir adam görüntüsü vermiyordu. Beş yaşından beri Kuran öğrenen/çalışan ve 14 yaşından beri vaizlik yapan Gülen yavaş yavaş çok geniş bir takipçi kitlesi oluşturdu. Okullar, hastaneler ve işyerlerinden oluşan uluslararası bir ağ kurdu. Bunlar arasında Asya adlı milyarlarca dolar tutarında varlığı olan İslami bir banka, Türkiye'nin en büyük gazetesi olan Zaman da dahil olmak üzere gazeteler ve Somerset, New Jersey'de EBRU-TV adlı bir televizyon kanalı yer alıyor. Bütün bunlar, başkalarının Gülen hareketi dediği ama bu hareketin arka planda kalmayı tercih eden liderinin Gönüllüler Hareketi diye tanımladığı oluşumun bir parçası. Gülen bunların kendisine kişisel hiç bir çıkar sağlamadığını ve sahip olduğu tek şeyin bir yorgan, bir kaç parça nevresim ve değer verdiği bir kaç kitap olduğunu söyledi. "Bu hareketin kaç ülkede faaliyette olduğunu da, hangi sayıda öğretmen ve öğrenci olduğunu da" bilmediğini söyledi. Takipçilerinin yaptığı işlerle ilgili bir soru üzerine, "Ben bu hareketi Fethullah Gülen hareketi olarak adlandırmanın yanlış olduğuna inanıyorum ve böyle söylemek bu faaliyetleri yürütmeye kendini adamış olan birçok insana saygısızlık oluyor. Benim bu hareketteki rolüm oldukça kısıtlı ve bir liderlik, merkez, bir merkeze bağlılık ya da bir hiyerarşi yok." Ama başkaları ı 110 ülkede 1000'i aşkın okulun olduğunu ve belki 5 milyon üyenin olduğunu bildiriyor. Washington'da Fethullah Gülen'le ilişkili bir kurum olan Rumi Forum'a başkanlık eden Türk asıllı Avusturyalı Emre Çelik, yakın bir zamanda çok ücra bir yerde, Zanzibar adasında bir okulu ziyaret etti ve ona göre Afrika'da daha fazlası olmalı. Bu okullar zengin Müslüman iş adamları tarafından destekleniyor. Amerika'da buna benzer birkaç okul var, hatta Burma'da bile bir tanesi mevcut. İslami değerleri taşıyorlar ama medreselerin aksine içinde bulundukları ülkenin resmi müfredatını kullanıyorlar, ayrıca modern bilim ve teknolojinin üzerinde duruyorlar. Eğitim kaliteleri oldukça yüksek olarak değerlendiriliyor ve bu okullarda yer bulmak için gerçekleşen rekabet yoğun. "Bir çok insana ilham kaynağı oldu," diyor bilgisayar bilimi eğitim almış olan Bay Çelik. "Benim gibi insanlar, ikinci nesil Avustralyalı Türkler, Türk diasporası, onun fikirlerinden etkilendik." Ama 1990'ların sonlarına doğru, Gülen'ın hareketi Türkiye'nin eski laik hükümet ile ters düştü. Amerika'ya tedavi için gelen -- şeker ve kalp hastası - Gülen, bir Türk savcısının kendisini laikliği yıkmak ile suçlamasından sonra Amerika'da kaldı. Kasede alınmış bir vaazda Gülen taraftarlarına, "bütün güç merkezlerine varana kadar," "sessizce" devlet dairelerine sızmalarını söylüyordu. Kendisi ısrar ile sözlerinin çarpıtıldığını söyledi ve suçlamalar sonunda düştü. Uzmanlar mevcut Müslüman dostu hükümetin bazı yetkililerinin Gülen cemaatinden olduğunu iddia ediyor. Otorite sayılan Jane's Islamic Affairs'e göre birçok polis de öyle ve bu etki polisin güçlü ulusal istihbarat bölümüne kadar uzanıyor. Türkiye'nin yeni yaşadığı telefon dinleme skandallarının akabinde bu, çok hassas bir konu. Gülen haraketi üzerine yazılar yazmış olan University of Utah'da siyaset bilimi profesörü olarak görev alan Hakan Yavuz'a göre "Bu savunmasız ve marjinalleştirilmiş insanlar için koruyucu bir mekan üreten bir İslam türü değil, bunun aksine amacı Opus Dei gibi kontrolde olmak ve güç sahibi olmak." Opus Dei aşırı muhafazakar bir Katolik organizasyon. Ama uzun süredir gözlemcilik yapan bir şahıs daha tehlikesiz bir yorumda bulundu. "Polis akademisi Türkiye'nin en iyi ve en prestijli eğitim kurumlarından biri," diyor cizvit bir rahip ve Vatikan'a daha önce islami konular üzerine üst düzeyde danışmanlık yapmış olan ve şimdi Ankara'da yaşayan Peder Thomas Michel. Gülen okullarından mezun olan bir çok öğrenci giriş sınavlarına iyi yaptıkları için "mezunlarından yüksek bir oran [akademi'den] kabul görüyor." Ona gore bu insanlar, genelde "iyi motive olmuş, akıllı, eğlenceli -- hiç bir şekilde fanatik , tuhaf ya da kült olguları taşımayan kişiler." Gülen, hareketi'nin her Türk hükümetine aynı zamanda yabancı hükümetlere de aynı yakınlık ve mesafede durduğunu savunurken, devlet kademesinde görev almak gibi bir isteklerinin olmadığnı vurguluyor. Ama bazı uzmanlara göre Amerika'lı yetkililer, en azından üstü kapalı bir şekilde, Gülen'in Sovyetler'in dağılmasından sonra yüzlerce gönüllü gönderdiği Orta Asya'nın Türk cumhuriyetlerinde hareketi bir ılımlaştırıcı bir varlık olarak desteklediler. Gülen Hareketi'ni çalışan Houston Üniversitesi'den sosyolog Helen Rose Ebaugh, "Bu okullar gençler için bir alternatif. Böylelikle terör örgütlerine katılmak zorunda kalmıyorlar." diye konuştu. Ebaugh, İstanbul'da, Gülen'le bağlantılı Fatih Üniversitesi yönetiminin kendisine, Gülen'in Suudi Arabistan'ın önerdiği paranın kabul edilmesi fikrine, "Suudi hükümeti destek veriyor" şeklinde algılanacağını gerekçesiyle sert bir şekilde karşı çıktığını söylediğini anlattı. Türk hükümetinin, İsrail'in, Gazze'ye yardım götüren gemi yolcularıyla şiddetli çatışmasını eleştirdiği bir dönemde Gülen organizatörlerde suç bularak "otoriteye karşı çıkmaktansa" önceden İsrail yönetiminden izin almaları gerektiğini söyledi. (Gülen, e-posta teatisi sırasında, "en kötü devlet ve hükümet, devletsizlik ve kaostan çok daha iyidir" dedi.) Türk hükümetlerinin bazı "olumlu adımlarını" destekleyebileceğini söylerken, "Bu, onlara siyasi tavsiyelerde bulunduğumuz ya da onların etkisi altında hareket ettiğimiz manasına gelmez" diye konuştu. Buna karşın danışmanın çevirdiği ifadelere göre Gülen, dindar ya da laik olsun hiçbir iktidar "Türkiye'deki gerçekleri göz ardı edemez" dedi. "Dinini yaşıyan bir sürü insan var ve camiler her gün insanlarla doluyor." Aynı zamanda, her hükümet, Nesturi Hristiyanlar, Protestanlar ya da Yahudiler olsun, dini azınlıkları da hesaba katmak zorunda, dedi. 1999'dan beri, Türkiye'nin sıcak siyasi atmosferi ve Gülen'in sağlık durumu kendisini, girişinde sürekli adamların bulunduğu, Pennsylvania'daki evine mahkûm etti. Gülen, kahverengi renkli geniş evin iki - üç odasında hayatını geçiriyor. Türk sanat eserleriyle dolu odada Gülen, kapsamlı şekilde -- Shakespeare'dan Kant'a ve oradan Sufi şiirlerini kapsayan geniş bir yelpazede -- okumalar yapıyor. Sağlığı el verdiği zamanlarda, ziyaretçilerinin sorularını yanıtlamak için ortaya çıkıyor. Kadınlar da, erkeklerin arasında karışmadan balkondan Gülen'i dinliyor. Gülen, "Amerika'da; Türkiye, Afganistan, Pakistan ya da diğer ülkelerden gelen radikal düşünceli insanlardan rahatsız edilmeden ya da zarar görmeden yaşamayı ümit ettim. Amerika'nın misafiriyim." dedi. (Brian Knowlton) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




