'Polis Devleti' İddialarına Cevap Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 18
Kötüİyi 
fgulen.com   
09.03.2010

Fethullah Gülen Türkiye'yi Polis Devletine Götürdüğü İddiaları Üzerine Açıklama YayınladıFethullah Gülen, “www.odatv.com” internet sitesinde çıkan “Gülen Hareketi Türkiye’yi Polis Devletine Götürüyor” başlıklı yazı hakkında avukatı vasıtasıyla 5651 Sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince bir hafta süreyle aynı sitede yayınlanması ve sözkonusu makalenin yayından çıkarılması talebiyle bir düzeltme ve cevap metni yayınladı. Açıklamada şöyle denildi:

Foreign Policy dergisinin 25 Şubat 2010 tarihli sayısında Soner Çağaptay’ın “What's Really Behind Turkey's Coup Arrests?” başlıklı bir yazısı yer almıştır. Sözkonusu yazı, 26.02.2010 tarihinde Tansu Akgün tercümesiyle www.odatv.com internet sitesinde “Gülen Hareketi Türkiye’yi Polis Devletine Götürüyor” başlığı altında yayınlanmıştır. Bu makaledeki asılsız iddialarla, müvekkilim Sayın Fetullah Gülen hakkında kamuoyu yanlış yönlendirilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle aşağıdaki açıklamayı, doğru bilgilendirilmesi bakımından kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Yazar, Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde (The Washington Institute for Near East Policy) kıdemli uzman ve Türkiye Araştırmaları Programı’nın direktörü olarak görev yapmaktadır (senior fellow and director of the Turkish Research Program at The Washington Institute). Sözkonusu iddiaları, konu hakkında yeterli bilgisi olmayan bir kişinin dile getirmesi belki mazur görülebilir. Ancak, konumu itibarıyla yazarın, kamuoyunu yanlış bilgilendirmesi, ancak iyiniyetli olmayan bir tutum olarak kabul edilebilir.

Sözkonusu yazıda Sayın Gülen, gölgeler arasında bir kişi olarak gösterilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkilimin bütün yaşantısı kamuoyu önünde halkın içinde geçmiş olup, faaliyetlerinde gizli-saklı bir durum sözkonusu değildir. Sayın Gülen’in eserleri ve faaliyetleri sadece Türkiye’de değil; dünya kamuoyunda büyük bir ilgi görmüştür. Milyonlarca insana esin kaynağı olan düşünceleri, dünyanın dört bir yanında üniversitelerde akademik araştırmalara, konferanslara konu olmuştur. Foreign Policy dergisinin Prospect dergisi ile birlikte düzenlediği "Yaşayan En Büyük 100 Entelektüel” (Top Public Intellectual of 2008) anketinde Fetullah Gülen birinci seçilmiştir. Bu anket sonucunda Fetullah Gülen, sözkonusu dergide “dünya üzerinde milyonlarca takipçiye ilham veren lider” olarak tanıtılmış ve kendisiyle röportaj yapılarak Foreign Policy dergisinin 13 Ağustos 2008 tarihli sayısında bu söyleşi yayınlanmıştır.

Yazar Çağaptay, bütün yazı boyunca Ergenekon davasını bahane ederek müvekkilim aleyhinde haksız suçlamalarda bulunmuştur. Tamamen gerçeklere aykırı olarak,  müvekkilimin yargı, emniyet gibi bürokraside önemli noktalarda örgütlendiğini iddia etmiştir. Oysa, bu iddia yıllar önce ortaya atılmış, Türkiye’de bağımsız yargı organları bu konuda soruşturma başlatmış, yıllar süren yargılama sürecinde yurt içinde ve dışında her makam ve mevkide çok geniş bir tahkikat yapılmıştır. Nihai olarak, Mahkemece iddiaların asılsız olduğu, böyle bir örgütlenmenin bulunmadığı anlaşılarak müvekkilimin beraatına karar verilmiştir. Bu karar, hukuki bütün aşamalardan geçmiş, üst mahkemece oybirliği ile onanarak kesinleşmiştir.

Burada belirtmeliyiz ki, bu iddialar dünyanın iki kutuplu olduğu, ideolojik savaşların hüküm sürdüğü 1970’li yıllarda, dini inanışlara karşıt/düşmanlık besleyen kişilerce ve husumet düşüncesiyle üretilmiştir. Yazıda, Gülen’in AKP hükümetine destek verdiği ve buna karşılık da AKP tarafından desteklenerek bürokraside önemli mevkilere üyelerini yerleştirdiği ileri sürülmüştür. Oysa 1970’li yıllarda ne AKP vardı; ne Sayın Gülen’e isnat edilebilecek bir hareket, ne de hareketin üyeleri. Ama aynı iddialar o zaman da vardı. Bu durum, iddiaların halen ileri sürülmesinin maksatlı, kötüniyetli olduğunu göstermektedir. Oysa günümüzde ayrılık duvarları yıkılmış, soğuk savaşlar sona ermiş, kaba kuvvet, şiddet lanetlenir olmuştur. Artık geçerli olan fikirlerdir. Fikri güçlü olanın dünyaya ve insanlığa evrensel değerleri taşıması sözkonusudur. Halen, kırk yıl öncesine dayalı eski iddiaları ortaya atanlar ise anlaşılan, ideolojik düşünce, din, inanç, etnisite gibi nedenlere dayalı geçmişin savaş dolu sahnelerinde yaşamakta, dünyada yaşanan değişimi yakalayamamaktadırlar.

Sayın Gülen ise insanı ve insanlığa hizmet düşüncesini esas alarak ömrü boyunca hayırlı bir insan olmanın ve bu suretle Allah'ın rızasını kazanmanın yollarını aramıştır. Çünkü Gülen’in ifadesiyle insan “Yaratıcı'nın gözdesi müstesna bir yaratıktır. Kâinatları var eden Zât, onu, varlığın özü, hülasası ve gayesi olarak yaratmıştır”. Bunun içindir ki Gülen, sürekli, insanımıza faydalı olma, onların dertlerini paylaşma ve problemlerine çözüm bulma aşk, şevk ve heyecanıyla yaşamıştır. Cehalet, fakirlik ve ihtilaf gibi insanlığın yolunu kesen hastalıklara karşı çareler bulmaya uğraşmıştır.  Dünya üzerinde bazı odaklar ırk, din, renk farklılıklarını körükleyerek insanları kin ve nefrete, kavga ve savaşa, öldürmeye ve yok etmeye yönlendirirken; Sayın Gülen ise sevgi ve kardeşliğe, sulh ve sükûna, adalet ve barışa teşvik etmiştir. Herkesi kendi konumunda kabul ederek diyalog ve hoşgörü, yaşama değil yaşatma düşüncesinin yerleştirilmesi için gayret sarfetmiştir. Dolayısıyla ne Türk Silahlı Kuvvetlerine, ne de başka bir kurum veya kuruluşa karşı kan davası gütmesi sözkonusu olabilir. Sayın Gülen’in TSK’ne olan saygı ve sevgisini ifade eden, onu halkımızın gözbebeği olarak niteleyen, peygamber ocağı olarak kutsi bir makamda gören beyanları medyada birçok kez yayınlanmıştır.

Sayın Gülen’in faaliyetleri tamamen ilmi ve fikri niteliktedir. Bu faaliyetlerin siyasi veya ideolojik bir hareket/örgüt niteliği bulunmamaktadır. Sayın Gülen, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan bütün siyasi partilere eşit yakınlıkta durmuştur. Çalışmalarında belli bir siyasi hareketin desteklenmesi veya kendi görüşlerine göre yönetimi biçimlendirme amacı bulunmamaktadır. Sayın Gülen’in, iddia edildiği gibi örgütsel anlamda bir gücü bulunmamaktadır. Onun bütün gücü; her zaman ilmin, ahlakın, faziletin, dürüstlüğün yanında olmasından, yani savunduğu fikrin güçlü olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü o insanlığın fıtratına en uygun olan evrensel değerleri savunmaktadır.

Sayın Gülen, insanoğlunun çeşit çeşit ihtiraslara açık hırs, kin, nefret, öfke, şiddet, şehvet gibi boşluklarında bulunan tahrip duygularının, anarşi hislerinin, kargaşa anaforlarının iyi bir terbiye ile zapt u rapt altına alınabileceğine; ilahi ufuklu ve mevhibe eksenli bir terbiye ile potansiyel insanlıktan hakiki insanlığa yükselebileceğine inanmaktadır. Kalbî ve ruhî hayatı itibarıyla cismâniyetini aşmış olgun fertlerin ise nizam örneği bir toplum oluşturacağını, evrensel ahengin bir buudu olabilecek böyle bir nizamın ise kalıcı ve istikbal vaat edici olduğunu düşünmektedir. İşte bunun için de Gülen, sorumluluk duygusuna, insanî değerlere, ilme, ahlâka, hakikî tefekküre, fazilete, sanata önem veren, varlığı bütün derinlikleriyle, insanı dünyevî-uhrevî enginlikleriyle kucaklayacak, yorumlayacak bir nesle ihtiyaç olduğunu anlatır. Hakikati, laboratuar bulgularının yanında ilham esintileri altında, akıl, mantık, muhakeme süzgecinden geçirerek anlamaya çalışmak bu aydınlık neslin en belirgin vasfı olacaktır.

Bu açıklamayı sayın Gülen’in ağzından bir cümle ile sonlandırmak isteriz:

"Dünyevî bir ikbal arzumuz ve dünya ile bir alâkamız yoktur. Biz, karşısında cennetlerin bile ucuz kaldığı Allah'ın (cc) rızasına talibiz. Vali olmak, milletvekili olmak, bakan olmak, zengin olmak vs. bunun karşısında ne anlam ifade eder ki? Rıza-yı İlâhî'ye talip olan, böylesine küçük ve hasis şeylere itibar eder mi? Evet, gönlümüzde dünyaya karşı hiçbir arzu, hiçbir meyil, hiçbir iştiyak olmamalıdır.”

Kamuoyuna saygılarımızla sunarız.

Fetullah Gülen Vekili
Av. Orhan Erdemli

Son Güncelleme ( 09.03.2010 )
 
< Önceki   Sonraki >
fgulen.com RSS/XML
Dua, iradeye fer veren bir iksirdir.
Fethullah Gülen Web Siteleri