Cemaate Dair: 15 Yıl Önce ve Bugün... Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 15
Kötüİyi 
27.04.2009

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu
Cemaat kelimesi, siyasi jargonumuzda özel bir anlam kazandı. Herhangi bir kişi ya da yetkili, örneğin asker ve siyasetçi, 'cemaat' deyince Fethullah gülen hareketini kastettiğini biliyor ve anlıyoruz artık. Ve cemaat, son dönemlerde hemen her siyasi tartışmanın merkezinde yer alıyor. Genelkurmay başkanı org. Başbuğ bile yaptığı yıllık değerlendirme konuşmasında vurguluyor ve karşısına alıyordu cemaati…

Yeni değil bu gelişme…

28 şubat günlerinde de cemaat ve üyeleri en çok takip edilen ve fişlenenlerin arasında yer alıyordu.

Cemaatin siyasi ve sosyal tartışmalarda yer alması da yeni değil…

'Ne?' 'Kim?' soruları hep sorulageldi, cemaat dışındakiler cemaati hep anlamaya çalıştı.

Bir süredir Paris'teyim ve üniversite konferanslarında, dost sohbetlerinde Türkiye denince en çok sorulan sorular hâlâ cemaat üzerine, en çok merak uyandıran konu yine cemaat.

Bu merak, hem sosyolojik hem politik; hem ilgi içeriyor hem endişe…

Belki bu yoğunluk yeni ama merak ve ilgi ilk kez değil…

Yıllar önce bu konuyu merak edenlerden biri olmuş ve merkez medyada Fethullah Hoca hareketiyle ilgili ilk yazıları ben yazmıştım. O yazılara geri dönmek istiyorum şimdi. Çünkü benim merak sonunda aradığım ve bulduğum yanıtları içeriyorlar ve hâlâ geçerliliklerini koruyorlar.

11 temmuz 1995, Yeni Yüzyıl Gazetesi… başlık: Fethullah Hoca ve Cemaati...

“Bir süredir Türk siyasi hayatında bir Fethullah Hoca rüzgârı esiyor. Bu tehlikeli bir kasırga mı yoksa hoş bir meltem mi? Laik kamuoyunu, köşe yazarlarını, aydınları en çok meşgul eden soru bu. Bu sorunun doğru yanıtına yaşam ve toplum tercihlerimizden, değer yargılarımızdan hareketle ulaşmamız da hemen hemen imkânsız.

Bir toplumsal gelişmenin ne olduğunu anlamanın yolu, genellikle onun ait olduğu kültür içinde neyi ifade ettiğini kavramaktan geçer. Fethullah Hoca rüzgârı refah partisi'nin bu denli güçlendiği, ülkede yaşanan en önemli kutuplaşmanın laik-antilaik görüntüsü altında ahlak, yaşam biçimi kutuplaşması hâline dönüştüğü bir dönemde, türkiye'deki İslami gelişmeleri anlamak için son derece önemli bir gösterge...

Fethullah Hoca aynı zamanda hem doğal bir toplumsal değişme seyrinin bir sonucu hem bu seyri hızlandırabilecek bir neden.

Özü özetleyelim önce: Fethullah Hoca'nın çıkışları ve girişimleri din-siyaset ilişkilerinin doğal seyrine oturmaya başlamasının bir sonucu; buna karşılık dinî söylemin doğal ve kültürel rayına oturtulmasını, bir anlamda özelliklerini kaybetmeden 'sekülerleşme'sine bir ivme kazandırılmasını da ifade ediyor.

Türkiye'nin en önemli ve en güçlü nur cemaatinin ilk göze çarpan yönü şu: bu anlayış, siyasi İslam hareketlerinden önemli farklılıklar taşıyor ve onlarla ciddi bir çatışma yaşıyor. Fethullah Hoca cemaati açısından, bu çerçevede dört önemli özellikten söz edilebilir.

1- Siyasal İslam, genellikle kültürden, toplumdan hareketle başlayan bir yeniden İslamileşme hareketi olarak tanımlanır. Bu yeniden İslamileşme hareketi anlamını, Kur'an'ın yeni bir okumayla toplumun siyasi, ekonomik ve kültürel yaşamına hâkim kılınma çabasıyla anlamını bulur.

Bu mücadele içinde siyasi İslam kendisine altedilecek iki hedef seçmiştir. İlki batı sistemi, modernlik anlayışı ve yaşam biçimidir. İkincisi ise her ülkenin İslami anlayışının içinde yer alan kültürel, yerel, içtihadi gelenekler. Kur'an'ın tefsirinden tutun sisteme yönelik eleştirilere, milliyet unsurundan tutun gündelik sembollere değin bir temizlik hareketine soyunur siyasi İslam. Başka bir deyişle Cezayir'den mısır'a, İran'dan Türkiye'ye siyasi İslam hareketlerinin ortak noktası hem batı modernizmine hem de yerel İslami geleneklere savaş açması olmasıdır.

Bu anlayış, kültürel sürekliliği reddeden, her türlü uzlaşmayı açık ya da gizli bir biçimde reddeden niteliktedir. Resmî ideolojiyi andıran bir şekilde bir kopuş ideolojisini ifade eder. İslami kesim içindeki asıl ayrışma da işte bu gelenek noktasında çıkıyor. Cemaat, temelde geleneğe sahip çıkar ve İslami hareketler açısından zamanın ruhuna meydan okur. Bu akımın özelliği, siyasi İslam anlayışının tersine millet, devlet, İslami gelenek gibi unsurların altını çizerek din anlayışında kültürel sürekliliğin muhafazasını ve uzlaşma kültürünü savunmasıdır.

2- İşin çarpıcı yönü, cemaatin süreklilik anlayışının, değerlere, geleneklere sadece sembolik olarak sahip çıkma şeklinde olmamasıdır.

Bu hareket, sözkonusu değer ve gelenekleri aynı zamanda kurumlarıyla yaşatmaya çalışmaktadır. Eğitim, dayanışma ve sosyal hizmetler, vakıflar yoluyla kurumlaşmaktadır. Bu hizmetlere vakıflar yoluyla hayatiyet kazandırılması cemaat açısından bir toplumsal meşruiyet kaynağıdır. Ayrıca kültürden gelen bütünleşme ve modernlik taleplerinin önemli bir göstergesidir. Fethullahçı etkinliğin ilk kaynağı budur.

Batı'nınkilere benzemediği için yok sayılan sivil toplum kurullarına, yani anadolu geleneklerine özgü eğitim, sosyal hizmetler gibi toplum girişimlerine, yine geleneklere özgü bir biçimde vakıflar yoluyla hayatiyet kazandırılması onlar açısından bir toplumsal meşruiyet kaynağıdır.

3- Bu kaynağın kökü Said-i Nursi ve Nur Risaleleri'ne gider. Fethullah Hoca, Nursi'ye yeni ama özüne uygun bir yorum getirmiştir. Said-i nursi'nin anlayışı hiyerarşik, itaat zinciri üzerine oturan ve gündelik değişime temkinle bakan tarikat yapılanmasının yerine; dayanışmaya dayanan, gündelik yaşamı teknik ve teknolojik unsurlarla kucaklayan, İslamı, İslami kurallar içinde kalarak batı modernliğine açan, kültürel süreklilik ve değişimin altını çizen cemaat yapılanmasını getiren bir anlayıştır.

Bu anlayış, İslam'da tefsirin önemini, çağın dinamikleriyle ilişkisini ve farklı tefsirlerin varlığını dinî açıdan ve dinî kesim için meşru hâle getirmektedir. Dolayısıyla İslamın çoğulcu niteliğini ortaya koymaktadır.

Bu görüşler çerçevesinde İslami ya da gayri İslami farklı kesimlerin varlığını doğal kabul eden Fethullah Hoca gibi aktörler, İslamın çağa uyarlanması ile içtihad ve tefsirden kaynaklanan bir reformun araçları işlevini görebilmektedirler. Bu çerçevede Fethullah Hoca'nın cemaatinin, siyasi İslam karşısında İslamın bizzat içinden gelen bir sübab işlevini gördüğü söylenebilir. Ayrıca duruşları İslami kesimin homojen bir blok olmadığını, İslami akımlar içindeki çatışmaları ve bunların önemini de gözler önüne sermektedir.

4- Meselenin dini, kültürel ve toplumsal yönüne karşılık bir de siyasi yönü bulunmaktadır. Fethullah Hoca'nın kültür ve dini alanda süreklilik savunusu sadece kültür ve din alanında kalmamakta; siyasi gelenekler, devletçilik, milliyetçilik gibi alanlara da sirayet etmektedir. Bu, onlar açısından zor, yıpratıcı bir çelişki niteliğini taşımaktadır. Çünkü kültürel sürekliliğin bu ülkede önünü tıkayan temel unsur, ideolojik süreklilik, yani katı devletçilik ve merkeziyetçiliktir. Cemaatin etki alanının kültürel dünyadan siyasi dünyaya doğru genişlemesi, siyaset alanında, tarikat ve ferdiyetçi İslam anlayışı geleneğine uygun bir şekilde statükoculuğun savunmasına dönüşmektedir ki, bu, Fethullah Hoca cemaatini, zaman zaman güzergâhından çıkarmaktadır.

Cemaat, kültürel alandan siyasi alana sıçradığı oranda tıkanma, 'sivil' niteliklerini kaybetme, kültürel ve sosyal işlevlerini gereğinden fazla, denetimsiz bir şekilde siyasileştirme riski taşımaktadır…”

İşte, 15 yıl öncesinden gelen yazılar ve bugüne bakış…

Bence bugünü anlatıyorlar…

Belki Genelkurmay Başkanı meselelere bir de bu açıdan bakar…

Bakmalıdır da…

Son Güncelleme ( 05.05.2009 )
 
< Önceki   Sonraki >
fgulen.com RSS/XML
Âcizlik, sadece kuvvetsizlik ve iktidarsızlık demek değildir. Nice kuvvetli ve istidatlı kimseler vardır ki, değerlendirilip istifade edilmediğinden, âciz konumundadırlar.
Fethullah Gülen Web Siteleri